English
TANITIM | ETKİNLİKLER | FESTİVALLER | SERGİ & FUAR | SİNEMA | TİYATRO | KONSER | GÖSTERİLER | HABERLER
 
 
16.11.2018 Cuma  
 
  ANA SAYFA  | SPONSORLAR  | ARŞİV  | ETKİNLİK MERKEZLERİ  | LİNKLER  | İLETİŞİM   
 
 

Ekle Çıkar  
 

 
Nizamettin Şen: Çok prestijli festivallerimizi tanıtamıyoruz <<< Geri Dön  
 

“Antalya’da küçük bir kriz yaşansa Pamukkale, Kapadokya, Konya sıkıntıya düşüyor” diyen  Şen’in söyleşisinden satırbaşları:

-Kamping turizmi yok oluyor

-Taş ocakları turizm için büyük risk

-Yöresel mutfağı hiç değerlendirmiyoruz 

İşte, o sorular ve yanıtları...

Antalya denince akla ilk ´deniz, güneş, kum´ turizmi geliyor, bu anlayış turizmi sınırlandırıyor mu?

Aslında son yıllarda bu imaj değişmeye başlıyordu ama ne yazık ki bu imajı değiştirecek bir strateji kesin belirlenip uygulamaya konulamadı. Öncelikle sektör bu konuda bireysel çabalar harcıyor ama bu çalışmaların bir bütünlük içinde planlanmaması enerjinin de boşa harcanmasına neden oluyor. Sektörün bazı atılımları Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan beklemesi doğaldır. Kamu tarafında maalesef strateji belirlemede ve sektörle beraber bunu uygulamada sıkıntı var. Özellikle Antalya´ya son yıllarda farklı bir yaklaşım seziyorum. Gerçekten buna bir anlam veremiyorum. Sürekli yanlış bir söylem de var; Antalya´daki deniz turizmi sanki yanlışmış ve turizmin içerilere doğru kayması gerektiği. Evet, turizm tüm yurda yayılmalı ama Antalya´daki, bu dünyanın en önemli turizm yatırımları da yaşamalı ve gelişmeli. Çünkü onlar motor güçtür. Onlar olmaz ise veya onlar boş kalırsa içerilere turizmin çekilmesi de hayal olur. Nitekim Antalya´daki en küçük krizde Pamukkale, Kapadokya, Konya otellerinin ve turizmden pay alanlarının sıkıntıya düştüğü yadsınamaz gerçektir.

Antalya, son yıllarda yaptığı sistemli çalışmalarla, dünyada golf ve kongre turizmi konusunda rüştünü ispatlamıştır. Dünyanın en ünlü golf oyuncularının THY Golf Turnuvası’na katılması ve Dünya Kongre Organizatörleri Birliği ICCA´nın 2014 yılındaki Kongresi’ni Antalya´da yapacak olması, bunun göstergesidir.

Alternatif turizm seçenekleri ve yeni trendler için tanıtım çalışmaları yapılıyor mu?

Özellikle Likya Yolu ve St.Paul Patikası yürüyüş yollarının dünyada tanıtılması konusunda çabalar devam ediyor. Biz geçen yıl HD formatında Likya Yolu filmini hazırlattık ve 10 bin adet dağıttık. Atlas Dergisi’nin Haziran sayısında Geyik Bayırı’ndaki kaya tırmanışı yer aldı. Bu konuda dünyada çok ilginç haberler de yayınlanıyor. Kemer’de Sea&Sky Motor Kross yarışı çok ilgi görüyor. Bunlar işin spor yanı. Bir de kültür, sanat ve etkinlik turizmi var. Bu konularda aslında çok güzel şeyler yapılıyor ama maalesef yurtdışı tanıtımı yapılamıyor. Uluslararası Tiyatro Festivali, Piyano Festivali, Aspendos Opera Bale Festivali prestijli etkinlikler oldu.

Antalya´nın tarihini, denizini, doğa güzelliğini ön planda tutarak turizm yapıyoruz ama çevresel kirlilik, HES projeleri, taş ocakları bu güzellikleri gölgeliyor. Bu turizm açısından risk oluşturuyor mu, nasıl önüne geçilmeli?

Turizm için çevre olmazsa olmazımızdır. Biz önce çevre satıyoruz. Kötü ve katledilmiş çevrede kim tatil yapmak ister? Dünyada çevre olgusu en ön sırada, duyarlılık küçük yaştan başlıyor. Bu nedenle sürdürülebilir turizm için çevre turizmin vazgeçilmezi ve garantisidir. Kuşkusuz enerji kaynakları konusunda turizm alternatif kaynakları,  rüzgar, güneş enerjisini öncelikli tercih etmektedir. HES’ler konusunda, doğaya zarar vermemeleri noktasında da hassastır. Taş ocaklarının ülkemizdeki işleyiş şekli ve uygulaması içler acısıdır. Turizm açısından da büyük risktir. Alternatif turizm bu uygulamalardan daha da çok etkilenmektedir.

Sosyal medya turizmi ve turizmin tanıtımını nasıl etkiliyor, avantaj ve dezavantajları neler?

Sosyal medya haberin yayılma, kullanma ve tüketme aşamalarını hızlandırmış ve paylaşımı güçlendirmiştir. Dolayısıyla dünya sosyal medya ile artık daha da küçülmüştür. Artık her haber veya bilgi eskisine oranla daha fazla ulaşılabilir olmuştur. Bir bakıma bu turizm için, tanıtım için son derece güçlü bir mecra olurken karşı propaganda veya negatif algı konusunda da tek taraflı sancılı bir yapı oluşturmaktadır. Tek taraflı sancılı yapıdan kastım; çarpıtılan bir haberin karşısında bunun aksini savunacak kurum ve kuruluşların var olması gerekir. Bu yeni gelişen duruma karşı bizim gibi olayı dıştan takip eden ülkeler çaresiz seyirci durumundadır. Bunu gören ülkeler sosyal medya ajansları oluşturarak karşı atak ve takip sistemi oluşturdular.

Özellikle gençlerin tercih ettiği,  ´sırtçantalı´ diye tabir edilen seyahatler yeniden artmaya başladı. Onlar için de tanıtım çalışmaları yapılıyor mu, ya da neler yapılmalı?

Gençlik Turizmi özellikle Orta Avrupa ülkelerinde en çok önemsenir. Çünkü onlar seyahat tutkusunun bu yaşlarda kazanılmasını ve turizmin dünya barışı için ne kadar önemli olduğunu bilirler. Bu nedenle gerek ulaşım, gerekse konaklama olanaklarında gençlik indirimleriyle bu yapıyı desteklerler.

Kamping turizmi maalesef Antalya´da giderek yok oluyor. Ayrıca Hostel tarzı konaklamalar da sınırlı. Pansiyonculuğun en çok yararlandığı kesim olan gençler için yapılması gereken gençlik turizmi, alternatif turizm fuarlarına katılmak, uluslararası birliklere üye olmaktır. Bunu yapan bazı arkadaşlarımız var ve onların sayesinde de Antalya´nın sesi duyuluyor. Devletin bu konuyla ilgi sadece Antalya değil tüm bölgelerde yeni çalışmalar yapması ve teşvikler çıkartması gerekir.

Türkiye´de gastronomi turizminin gelişmesi mümkün mü, nasıl bir yol izlenmeli?

Eğer dünyadaki ilk üç mutfaktan birine sahipseniz kuşkusuz gastronomiyi bir turizm ürünü olarak kullanabilirsiniz. Türk mutfağı dünyada hak ettiği yerde değildir. Bu konuyla ilgi epey yazı kaleme aldım. Özellikle bölgesel mutfaklar konusunda turizmciler olarak gözlerimizi kapatmış durumdayız. Otellerimizde bölgesel mutfağı yeterince değil, hemen hemen hiç değerlendirmiyoruz. Antalya mutfağını hapsolduğu evlerden sokağa, otellere taşımalıyız. Örnek ise İspanya´nın, İtalya´nın her bölgesi için yaptıklarıdır. Bizim o mutfakların çok ilerisindeki zenginliğimizi önce biz bilmeliyiz. ATAV´ın Antalya Mutfağını tanıtan ve içinde 135 tarifin yer aldığı “Toroslardan Akdeniz’e Antalya Lezzetleri” kitabı başka bölgelere örnek oldu ama nedense Antalyalı turizmcilerin dikkatini yakalayamadı. Nedeni de, bizim zoru sevmememizdir...

 

www.mygazete.com


 

 
 
COPYRIGHTS 2008 ANTALYA FESTIVALS Antalya Tanıtım Vakfına Aittir. (Tüm Hakları Saklıdır - All Rights Reserved)  
www.antalyafestivals.org internet sitesinde yer alan her türlü etkinlik veya aktivite için bilgiler, bu konularda hizmet alınan üçüncü kişi veya kuruluşlardan temin edilmiş olup, ATAV (Antalya Tanıtım Vakfı) tarafından herhangi bir maddi menfaat temin edilmeksizin genel anlamda bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır. Bu etkinlik veya aktivitelerde oluşan gecikme ve iptallerde ATAV sorumlu değildir.
Antalya Kadın Müzesi